GÜNCEL Haberleri
Amacımız Temiz Çevre, Güvenilir Gıda ve Sağlıklı İnsan…

Tarımsal faaliyetlerin ülkemizde gün geçtikçe daha da önem kazanması ve ülke ekonomisinde büyük bir paya sahip olması üreticiyi daha verimli ve daha kaliteli üretim anlayışına, tüketiciyi de daha sağlıklı ve güvenilir ürünler tüketmeye yönlendirdi. Üretici ve tüketici ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak konuyu işin ustasıyla konuştuk.21 yıllık bilgisini ve tecrübelerini bizlerle paylaşan Eforganik Tarım’ın ortağı ve Genel Müdürü aynı zamanda Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Başkanı Metin Güneş ile tarıma dair konuştuk. Sağlığımız için sağlıklı ürünler tüketmenin önemini vurgulayan Metin Bey tarımın ülke ekonomisine katkılarından bahsederken milli tarım politikası oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Amacımız Temiz Çevre, Güvenilir Gıda ve Sağlıklı İnsan…
PAYLAŞ
A
Haberi Oku

Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Konya doğumluyum. Öğrenim hayatımın tamamı Konya’da geçti. Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunuyum. Ticari hayatıma babam esnaf olduğu için yaz tatillerinde onun yanında veya onun belirlediği esnafların yanında çalışarak başladım. Çocukluğumdan beri ticaretle uğraşıyorum, aktif ticari hayatıma Reva Tarım ’da satış elemanı olarak başladım. Uzun yıllar içinde bulunduğum şirketin grup şirketlerinde hem ortaklık yaptım hem Genel Müdürlük görevine kadar birçok biriminde görev yaptım. Eşim de benim gibi ziraat mühendisi olup, kendine ait zirai ilaç bayisi bulunmaktadır. Bir oğlum var. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesinde okumaktadır. Aile Boyu ziraat mühendisiyiz. Rahmetlik dedemin tarlalarında harman için yardıma gittiğim o zamanlar sevmediğim bir işi bu kadar severek yapacağım hiç aklıma gelmezdi. 21 yıllık meslek hayatımda sektörün tek ve en önemli sivil toplum kuruluşu olan GÜİD ( Gübre üreticiler, ithalatçılar ve ihracatçılar derneği başkanı olmak benim için ayrıca bir gurur kaynağıdır. Çalışmayı, kitap okumayı, ailemle vakit geçirmeyi, sporun her dalıyla ilgilenmeyi, bisiklete binmeyi güzel olan her şeyi seviyorum. Haksızlık her kime yapılırsa yapılsın, karşısında dururum. Çünkü adalet yoksa ahlak yoktur. Fenerbahçe kongre üyesiyim. Fenerbahçe’nin de benim için ayrı bir tutku olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.

Kuruluş serüveninizi ve kurulma amacınızı anlatır mısınız?

İyi bir grupta hem ortak hem genel müdür olarak çalışırken, uluslararası şirketler de görev yapmak gibi bir arzum vardı. Bir anlaşma da yapmıştım. Tam bu süreçte arkadaşlarım kurmuş oldukları şirketlerine ortak olmamı istediler. Böylelikle hiç düşünmediğim bir iş olmasına rağmen Eforganik Tarım’ a ortak olmuştum. Ortaklarım 2 ay sonra tüm sorunlarıyla beş kuruş vermeden hiçbir sözlerini tutmadan çekip gittiler, önceki şirketten zaten hiç ödeme yapmamışlardı. Öylece kalakalmıştım ortada. Maceralı, meşakkatli gerçekten zor bir başlangıç olmuştu ama artık başlamıştık. Gübre, bitki besleme ürünleri pazarlama amaçlı yola çıkmıştık. Bugün gübre konusunda üretim, ithalat ve ihracat yapan bir firmayız. Bu gün Eforganik gübre sektörünün en yenilikçi, önder firmalarından biridir. Eforganik Tarım’ın ortağı ve Genel Müdürü olmaktan son derece mutluyum.

Sektörünüzde sunmuş olduğunuz ürünler ve işlevleri hakkında bizlerle neler paylaşabilirsiniz?

 Gübre ile ilgili her türlü konuyla alakalı faaliyet göstermekteyiz. Kimyasal, organik, sıvı, katı, suda çözünür, granül, makro ve mikro besinli her türlü gübreyi üretmekte, ithal etmekte ve ihracat yapmaktayız. Ürettiğimiz veya ithal ettiğimiz tüm ürünlerde öncelikli olarak sağlıklı nesiler için sağlıklı ürünler sloganıyla hareket ederek çevre dostu ürünleri tercih ediyoruz. Ürünlerimiz sayesinde birim alanda kaliteli ve yüksek verim elde ediliyor.  Firma olarak sektöre birçok ürünü ilk biz getirmişizdir. Firmamız yeni ürünleri tanıtma ve pazara sunma konusun da oldukça yeteneklidir.

 

Organik tarımda amaç nedir? Organik tarımın avantajları nelerdir?

Organik tarım kimyasal tarım ilaçları ve gübreler ile hormonların kullanılmadığı, organik ve yeşil gübrelerin kullanıldığı doğal düşmanlardan faydalanılarak bitki direncinin artırıldığı insan ve çevreye dost üretim şeklidir.

Organik tarımı tarımla uğraşan herkes yapabilir mi? Bunun için belli bir şart var mı?

Tarımla uğraşan her kişi, kurum, kuruluş tabii ki organik tarım yapabilir. Ancak bunun belirlenmiş kriter ve şartları vardır. Bu şartları yerine getiren herkes organik tarım ile uğraşabilir. Kişi veya kurum öncelikle üretici sertifikasyon veya kontrol kurumuna başvurur. Başvurusu uygun bulunduğu zaman üreticinin öncelikle sözleşmesi yapılır. Kontrol kurumu sonrası için üreticiye bir kod numarası verir ve aynı zamanda bu kod numarası ile birlikte sözleşme örneğini en geç bir ay içerisinde organik tarımın yapılacağı il veya ilçe tarım müdürlüğüne teslim eder. Böylelikle üretici kayıt altına alınmış olur. İlk üç yıl boyunca rutin kontroller ve takipler yapılarak zaman zaman kalıntı analizleri yapılır. Üçüncü yılın sonunda şartlara uygun üretimi gerçekleştiren üreticiye sertifikası verilir. Kişi organik tarım faaliyetini bireysel olarak yapabildiği gibi bir proje dahilinde de yapabilir. Üreticinin;

  • Projeye uygunluğu,
  • Mevcut tarımsal faaliyetleri,
  • Girdi kullanım ve depolama koşulları,
  • Toprak işleme ekipmanları,
  • Ürün depolama olanakları,
  • Hayvansal varlıkları,
  • Dokümantasyonu,
  • Sözleşmesi,
  • Kodlaması,
  • Ürün etiketlemesi,
  • Eğitimi

 

uygun olmalıdır. Organik tarımın yapılacağı arazinin sınır komşu arazilerde de kimyasal girdilerin kullanılmamasına son derece dikkat edilmelidir. Çünkü sınır komşu arazilerde kullanılan kimyasal girdiler rüzgâr ile sıçrayarak organik tarım yapılan arazide ilaç zerresinin kalıntı çıkmasına yol açtığı bilinen bir gerçektir.

Organik tarım da yapılan en büyük hatalar nelerdir?

Organik tarımda yönetmeliklere üreticilerimiz tam anlamıyla hakim değiller. Organik tarım yönetmelikleri kapsamında kullanılabilen gübre ve zirai ilaçların çoğu organik tarım alanlarında kullanılmıyor veya bilinmiyor. Yönetmeliklerin müsaade ettiği bu ürünlerin kullanılmaması verim kayıplarına yol açabiliyor. Organik tarımda kullanılan gübre sadece hayvan gübresi ve bitki atıkları olarak algılanmamalı, yönetmeliklerin müsaade ettiği gübreler kullanılabilir. Hastalık ve zararlılarla mücadele edebilmek için yönetmeliklerin müsaade ettiği ürünler kullanılabilir.

Organik tarımın tarım ile uğraşanlara sağlamış olduğu faydalar nelerdir?

Organik tarımın avantajları zaten amacıyla doğrudan ilişkilidir. Yani organik tarımın temiz bir çevre, güvenli gıda ve sağlıklı bir insan avantajı var. Ama bunun yanında işin üreticiye kazandırdığı maddi boyutu da elbette var. Organik tarım yapılarak üretilen sertifikalı yani etikete sahip olan ürünler gerek iç pazarda gerekse dış piyasalarda konvansiyonel tarım diye ifade ettiğimiz kimyasal her türlü girdinin kullanıldığı tarım modelinden fiyatı daha yüksektir.

Türkiye’nin organik ürün açısından ihracattaki durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de organik hayvancılıkla uğraşan çiftçi sayısı 179’dur. Arıcılıkla uğraşan çiftçi sayısı ise 322’dir. Organik olarak üretilen et miktarı 2.605 ton iken organik yumurta sayısı 58 milyondur

Türkiye’nin ihraç ettiği organik ürünlerde %32,1’lik pay ile fındık ve fındık ürünleri öne çıkarken %24 ile onu incir ve incir ürünleri, %16 ile kuru üzüm ve %14,1 ile kayısı ve kayısı ürünleri izlemektedir. Türkiye’nin organik ürün ihracatının %18,4’ü ABD’ye, %17,2’si Almanya’ya %14,7’si Fransa’ya, %13,6’sını Hollanda’ya gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizden ilk organik ürün ihracatı 1985 yılında İzmir’den kuru üzüm ve kuru incir olarak yapılmıştır. Tarım Bakanlığı’mızın resmi internet sitesinde organik ürün ihracatımız 1999 yılında 11.141.761 kg ve bunun parasal değeri 20.297.778$ iken 2003 yılında 21.083.351 kg’a yükselerek 36.932.995 $ kazanılmış 10.11.2008 verilerine göre 2007 yılında 9.346.676 kg’a gerilemiş ve bunun da maddi boyutu 19.359.321$ olarak hesaplanmıştır. 2010 – 2012 yılları arasında kötü giden grafiklerimiz 2013 ve 2014’te Tarım Bakanlığı’ndan elde ettiğimiz istatistiklere göre yükselişe geçmiştir. 2014 yılında 15.552.638 kg organik ürün ihracatı yapılmış olup karşılığında  78.779.537$ elde edilmiştir. Yalnız Tarım Bakanlığı’mız tarafından sunulan veriler ile  ihracatçı birliklerinin sunduğu rakamlar arasında önemli farklılıklar olabilmektedir. Bunun da üç ana sebebi vardır:

  • Tarım Bakanlığı verileri işlenmemiş ürün değerlerini yansıtırken ihracatçı birliklerince açıklanan veriler işlenmiş ürün değerlerini yansıtmaktadır.
  • Organik ürünlerin bir kısmı yurtiçi tüketime sunulmakta ve bu miktar ihracatçı birliklerinin kayıtlarında yer almamaktadır.
  • Organik tarım ürünlerinin ihracatı kayıt altında olmasına rağmen şirketler zaman zaman belirli periyotlarda kayıt yaptırmamakta ve düzenli veri göndermemektedir.

**Türkiye’nin ihraç ettiği organik ürünler (2016) - Kaynak: TÜİK, 2017

Tüketici bir ürünün organik olup olmadığını anlayabilir mi? Nelere dikkat etmeli?

 Ürünün analizleri yapılmadan organik olup olmadığını ne tadarak nede dokunarak anlaşılması mümkün değildir. Halk arasında organik ürünlerin şekil itibariyle her türlü kimyasal kullanılarak üretilen ürüne kıyasla çok daha bozuk ve şekilsiz olduğu bilinir. Ancak organik ürünler lezzet, koku ve aroma bakımından daha haz vericidir. Bunun yanında ürünün kalıntı analiz raporuna da bakılabilir. En azından kalıntının olup olmadığı da rapora bakarak anlaşılabilir. Tabi konusunda bizler gibi uzman meslektaşlarımız açısından bu inceleme şekli daha kolaydır. Ülkemizde bu işi layıkıyla yapan güvenilir ve ismen bilinen sertifikasyon kuruluşları var. Bu kuruluşların verdiği etiketli ürünleri ancak biz tüketiciler görerek gerçekten organik olup olmadığını anlayabiliriz. Elbette ki sertifikası olmayan fakat ürünü daha çok kazanmak adı altında sertifikalı ürün gibi satan ya da organik üretim yapmayan kişilere sertifika veren kuruluşlar muhakkak vardır.  Bu yüzden önce vicdanımız rahat bir şekilde, halkı aldatmamak adına sorumluluk gerektiren bir iş olduğu bilincinde olmamız gerekmekte.

Dünyada ve Türkiye’de yapılan organik tarımı değerlendirirsek bu konuda neler söylersiniz?

Dünya’da organik tarım satışlarında Avrupa ve Kuzey Amerika, öne çıkan ülkelerdendir. Asya ve Afrika ise organik tarım ürünlerinin önemli üreticilerindendir.  Kişi başına en büyük organik tüketim miktarında ise İsviçre, lider ülke konumundadır. 

Organik tarım arazilerinde 461.396 hektarlık alan ile Türkiye, dünya sıralamasında on dokuzuncu sırada yer alırken en yüksek üretici sayısına sahip ülkeler arasında altıncı sırada yer almaktadır. Türkiye’de organik üretimde lider bölge ise Ege Bölgesi’dir.

.

Kıtalara Göre 2013 Yılı Organik Tarım Alanları ve Üretici Sayıları

Kaynak: FIBL ve IFOAM (2015) raporundan yararlanılarak oluşturulmuştur.

En Büyük Organik Tarım Üretici Sayısına Sahip 10 Ülke (2013)

Kaynak:  FIBL  ve IFOAM,  2015:  57,  https://www.fibl.org/fileadmin/documents/shop/1663-organic-world-2015.pdf,  (Erişim  tarihi: 10.02.2016).

Kişi Başına En Büyük Organik Tüketim Miktarına Sahip 10 ülke (2013)

Kaynak:  FIBL  ve IFOAM,  2015:  64,  https://www.fibl.org/fileadmin/documents/shop/1663-organic-world-2015.pdf,  (Erişim  tarihi:

10.02.2016).

 

Gübre bir bitkinin gelişim sürecine nasıl etki eder? Tarımda tüm bitkilerde gübre kullanılabilir mi? Gübrenin zararlı olduğu durumlar var mıdır? Gübre kullanımının avantaj ve dezavantajlarına değinmek istersek bu konuda neler söylersiniz?

Gübre her bitkide kullanılmak zorundadır. Gübre yani bitki besinleri bitkilerin tüm canlılarda olduğu gibi gıda ihtiyacını gidermektedir. Her bitkinin gerekli verim ve kaliteye ulaşması için topraktan kaldırması gereken besin maddelerine ihtiyaç duymaktadır. Topraklarımızın hepsinde her besin maddesi yeterince olmadığı için tarım yaparken gübre kullanmak zaruridir. Her şeyin fazlasının zararlı olduğu gibi gübrenin de fazla ve bilinçsiz kullanılmasının zararları vardır. Gübrenin eksik veya yanlış kullanılması bitkinin gelişim sürecini olumsuz etkilemektedir. Gübre kullanımı bir program şeklinde yapılmalıdır. Öncelikle toprak analizi yapılmalı, yetiştirilecek bitkinin verim hedeflerine göre bitki besin ihtiyaçları hesaplanmalı, iklim ve sulama şartlarına göre gübreleme programı yapılmalıdır. Hazırlanan programa göre 4D sistemine göre gübreleme yapılmalıdır. 4D besin sistemi;  Doğru miktarda, Doğru gübreyi, Doğru zamanda, Doğru yere uygulamaktır.

Gübre takip sistemi nedir? Bu sistemin avantajlarından ve uygulanma şeklini anlatabilir misiniz?

Gübre Takip Sistemi 2017 Nisan ayında piyasaya arz edilen gübrelerin takip edilmesine dair yayınlanan tebliğ ile gübre sektöründe uygulanmaya başlanmıştır. Kısaca GTS dediğimiz sistemde temel amaç EYP dediğimiz yani el yapımı patlayıcı olarak kullanılan gübrelerin takip edilmesidir. Ancak tebliğ tüm ürünleri takip edecek şekilde çıkmıştır. Ülkemiz terörden çok çekti. Bu ülkenin şanlı bayrağının altında yaşayıp terörle ilgili alınacak önlemlere destek vermemek gibi bir durum asla söz konusu olamaz. EYP kapsamında olan ürün sayısı ve bu ürünleri ithal eden ve üreten firma sayısı oldukça azdır. Bu ürünleri takip etmek için 1200 firmayı 40binden fazla ürünü takip sistemine dahil etmek hem amacın dışına çıkmaya hem de gerçek anlamda takip edilmesi gereken ürünlere gerektiği kadar odaklanamamaya sebep vermektedir. Ülkemizde gübre konusunda üretim, ithalat ve ihracat yapan firmalar Tarım ve Orman Bakanlığından lisanslı,  her ürününe tescil alan kayıt altında olan firmalardır. Güid üyeleri başta olmak üzere tüm sektör paydaşları GTS sisteminin kolay uygulanabilir olmaması, kapasiteleri fazlasıyla düşürmesi, maliyetinin çok yüksek olması, gübre fiyatlarını artıracak olması ve tüm bu zorlukların tarımı olumsuz etkileyeceği konularında hem fikirdir. Tarım ve Orman Bakanlığımızdan beklentimiz takip sisteminin eksik ve yanlışlarının giderilerek sadece EYP kapsamında ki ürünlerde kullanılmasıdır.

 

Sektöre yönelik amaçlarınız, projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Firma olarak her zaman yenilikçi olduk. Birçok ürünü ülkemizde ilk olarak üretip, ithal ettik. Her zaman yeni teknolojilerle yepyeni ürünler üretmek üzerine çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni nesil ürünler üreterek Avrupa başta olmak üzere tüm dünya ile rekabet edecek düzeye gelmek hedefimizdir. Tüm bunları yaparken sürdürülebilir tarımın parçası olmaktan, sağlıklı nesiller için sağlıklı ürünler üretmekten vazgeçmeyeceğiz.   Son yıllarda özel gübreler konusunda Türk firmaları atak yapmaktadırlar. İspanya, Hollanda, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin pazarında söz sahibi olmaktadırlar. Firma olarak son yıllardaki bu artışta bizde yerimizi alarak her geçen gün ihracatımızı artırıyoruz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid19 sürecinde herkesin sağlığına dikkat etmesini rica ediyorum. Bu süreçte tarımın ne kadar önemli olduğu, gıdanın en önemli konu olduğunu ve tüm dünya ülkelerinin tarım konusunda atılımlar yapmaya çalıştığını gördük. Ülkemiz tarım anlamında da tam bir cennet. Ne yazık ki imara açılan tarım alanlarının önemini geç anlasak ta sonrasında duyulan pişmanlık fayda etmeyecektir. Dört mevsimin yaşandığı, hemen hemen her ürünün yetiştiği, birçok üründe dünyanın en iyisi olduğumuz gerçeğini bilerek tarımın kalkınması için el birliği ile çalışmak zorundayız. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi tarıma elverişli her alan değerlendirilmelidir. Tarım ve Orman Bakanlığımız önderliğinde, üniversiteler, tarımla ilgili STK’lar ve özel sektör el ele vererek milli tarım politikası oluşturmak zorunda.  Ülkemizin Kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi “Tarım milli ekonominin temelidir. “

Yorumlar (0)