GÜNCEL Haberleri
TEYAD’da “İnsanın Yabancılaşması” Konuşuldu
03.12.2018 11:58 | 146 Kez Okundu

Tüm Eğitim Yardımlaşma Araştırma Derneği (TEYAD) nin Cuma sohbetlerinde NEÜ İlahiyat Fakültesi Kelam Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. İbrahim Coşkun “İslam’da Dünya- Ahiret Dengesi ve Seküler Çağda İnsanın Kendine Yabancılaşması” üzerinde durdu. Coşkun :”Kur’an- ı Kerim’i asrın idrakına söyletmeliyiz. Zeki öğrencilerimizi özel yetiştirerek asrın problemlerine çözüm bulabiliriz. Maddiyatı ön planda tutan, sekülerleşen insanlık kendisine ve topluma gittikçe yabancılaşmaktadır.” dedi.

TEYAD’da “İnsanın Yabancılaşması” Konuşuldu
PAYLAŞ
A
Haberi Oku

Ömer Lütfi Ersöz’ün Cengiz Numanoğlu’ndan “Farkında mısın?” isimli şiirini okumasından sonra Prof. Dr. İbrahim Coşkun, peygamberimzin mesajını insanlığa ulaştırmanın en büyük görevimiz olduğunu, dünya-ahiret dengesini kurmamız gerektiğini, eğer bu denge kurulmazsa dünyadan el etek çeken veya ahiret yokmuş gibi davranan insanların ortaya çıktığını belirtti.

 

DÜNYA-AHİRET DENGESİ

Coşkun insanın yaratılış gayesi üzerinde durduktan sonra “Dünya-ahiret dengesi kurulmadığı zaman sekülerleşen insanlık kendisine yabancılaşıyor. Peygamberimiz insanlara tebliğe başladığında ahireti inkâr eden putperest bir toplumla karşı karşıyaydı. Zor durumda kaldıklarında Allah’a şirk koşan inanışı yıkmak amacıyla peygamberimiz ortaya çıktı. Sanki hiç hesaba çekilmeyecek gibi bir hayat tarzı düşünülüyor.”dedi.

 

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞIN KODLARI

Deizmi savunanlar  isteklerini yerine getirirken hiçbir sınır tanımıyorlar. Hudeybiye Antlaşması’nda metinde “besmele” yazılmasına Müşrik Süheyl Bin Amr’ın  karşı çıkma sebepleri üzerinde duran Coşkun “ Müşrikler Allah’ın sıfatlarını kabul etmiyerek hiçbir şeye karışmayan Allah istiyorlardı. Mekkeli müşrikler de Hz. Peygamber’e karşı esasen bu sebeple karşı çıkmışlardı. Yaşadığımız çağın kodlarını iyi öğrenmeliyiz.” SeyyidKutub’un 20. yüzyıl insanının cehaletinin İslâmiyet öncesi cehaletten daha yoğun olduğuna vurgu yaptığını ve gençlere niçin haramlardan uzak durmaları gerektiğini hikmetleriyle anlatmamız gerektiğini söyledi.

Haşr suresine atıfta bulunan Coşkun, insanlığın insanlıktan uzaklaşıp topluma yabancılaştığını ifade ederek “İnsanlar mutlu değil. Maddî zevklerini karşılamasına rağmen intihar olayları artıyor. Aile düzeni paramparça oluyor. %30-35 insan kendini eşcinsel olarak görüyor. Maddiyatı arayan insan bunalım içinde oluyor. Hemcinslerine akla hayâle gelmeyecek davranışlarada bulunuyor. Sekülerleşme sonucu Batı’da Uzakdoğu dinlerine yöneliş, insanlığa mutluluk getirmemiştir.” dedi.

 

AHLÂKÎ VE DİNÎ DEĞERLERE SAVAŞ AÇANLAR

Karl Marks’tan Nietzsche’ye kadar insanların ahlâkî değerlere yöneldikçe ruhsal dengelerini bozduğunu belirtenler üzerinde düşünmemizi isteyen Coşkun, bunların hem din hem de ahlâktan uzaklaşmak gerektiğini söylediklerini, amaçlarının Allah ile bağı koparmak olduğunu, Hz. İbrahim örneğinde olduğu gibi Allah’a yönelimek gerektiğini belirtti.

                 İslâm tarihinde Maveraünnehir’den İspanya’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan İslamiyet’in  Haçlı Seferleri ve Moğol istilasıyla birlikte İslâm dünyasında  marjinal grupların güçlenmesiyle dengenin bozulduğunu ifade edip “ Hint Mistisizmi, Hristiyan ruhbanlığı tasavvufa yerleşerek tasavvufta bozulmalara yol açmıştır. Tasavvuf bazılarının ifade ettiği gibi red edilecek bir konu değildir. Allah’ı iyi tanımamız gerekir. Kur’an ve Sünnet’in ruhuna aykırı düşüncelerden uzaklaşmalıyız. Dünya ahiret dengesinin bozulduğunu görmemiz gerekir.” dedi.

 

VAHHABÎLİK ÜZERİNDEN SELEFÎ İNANIŞIN YAYGINLAŞTIRILMA ÇABALARI

Fizikî dünyada asla değişmeyen Allah’ın yasaları olduğunu,birikim olması gerektiğini, sebep-sonuç ilişkisini şirk endişesiyle her şeyi Allah’tan bekleyen inanışa Müslümanların yöneldiğini belirten Coşkun, Katip Çelebî’nin “Mizanü’l Hak” isimli medreselerde okutulan eseri gibi düşünceye dayalı kainatı ele alan  eserlerin az olmasının hayra alamet olmadığını söyledi.

 

Prof.Dr. İbrahim Coşkun Mehmet Akif’in tembelliği Allah’a  havale eden anlayışa karşı olduğu “Mütevekkil” şiirinden mısraları okuyarak konuşmasını tamamladı;

“Kadermiş” Öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru;

Belanı İstedin, Allah da verdi... Doğrusu bu.

“Çalış” dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,

Onun hesabına bir çok hurafe uydurdun!..

Denizde cenk olacakmış... Gemin o, kaptanın o;

Ya ordu lâzım imiş... Askerin, kumandanın o;

Köyün yasakçısı; şehrin de baş muhassılı O;

Tabîb-i âile, eczâcı... Hepsi hâsılı o.

Ya sen nesin? Mütevekkil! Yutulmaz artık bu!

Biraz da saygı gerektir... Ne saygısızlık bu!

Hudâ'yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hudâ;

Utanmadan da tevekkül diyor bu cürete... Ha?”

 

Program sonunda TEYAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Oğuz ve Başkan Yardımcısı Ali Selvi tarafından Prof. Dr. İbrahim Coşkun’a günün anısına hediye takdim edildi.

Yorumlar (0)