Mehmet Mert Yazıları

Mehmet Mert

TERÖRSÜZ TÜRKİYE… PEKİ YA DİĞERLERİ?
10 Ağustos 2026

Mehmet Mert

PAYLAŞ
Yorum yaz
A

Terörsüz Türkiye yasası geliyormuş.

Gelsin kardeşim. Terör bitsin, silahlar sussun, analar ağlamasın. Kim istemez?

İyi de bu özel bir düzenleme değil mi?

Evet.

Eee, yıllardır infaz düzenlemesi bekleyenler ne olacak?

İşte insan burada bir durup düşünüyor.

Öyle hemen “olmaz” demek de doğru değil, “herkes serbest bırakılsın” demek de…

Mesele başka.

Türkiye’de infaz düzenlemeleri yeni bir şey değil.

2000 yılında kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen düzenleme yapıldı.

2020 yılında pandemi şartları nedeniyle kapsamlı bir infaz düzenlemesine gidildi.

Sonraki yıllarda da farklı tarihler ve farklı suç grupları üzerinden infaz düzenlemeleri gündeme geldi.

31 Temmuz 2023 tarihi bunlardan biri oldu.

2025 yılında da yine bazı hükümlüler açısından açık cezaevi ve denetimli serbestlik imkânlarını genişleten düzenlemeler yapıldı.

Şimdi takvim 2026’yı gösteriyor.

 

Bu kez gündemde “Terörsüz Türkiye” var.

Ve devlet, terörün sona erdirilmesi amacıyla yeni bir hukuki çerçeve oluşturuyor.

Şimdi sokaktaki vatandaşın ağzından konuşalım.

 

— Terörsüz Türkiye olsun mu?

— Olsun kardeşim. Hem de hemen olsun.

— Peki silahlar sussun mu?

— Sussun.

— Analar ağlamasın mı?

— Ağlamasın.

— O zaman mesele yok mu?

— Var kardeşim, hem de önemli bir mesele var.

“Benim infaz düzenlemem ne olacak?”

İşte bu soru da havada kalmamalı.

Çünkü cezaevinde bulunan insanların tamamını aynı kefeye koyamayız.

 

Terör suçu başka.

Uyuşturucu suçu başka.

Cinayet başka.

Hırsızlık başka.

Ekonomik suç başka.

Bunu herkes biliyor. Devletin de bunları birbirinden ayırarak değerlendirmesi gerekiyor. Ama farklı suçların farklı olması, infaz sisteminin toplumda oluşturduğu beklentiyi konuşmamıza engel değil.

Vatandaşın istediği genel bir af da olmayabilir.

Belki sadece şunu soruyor:

 

“Benim dosyam hangi kritere göre değerlendiriliyor?” 

Bu çok makul bir soru.

Bir başkası da soruyor:

“Neden 31 Temmuz 2023?”

Öteki diyor ki:

“Benim suçum aynı tarihten önce ama neden kapsam dışında?”

Bir başkası:

“Benim cezamın infaz hesabı neden böyle?”

Bunlar da konuşulmalı.

Çünkü hukukta tarihlerin, sınırların ve istisnaların bir gerekçesi vardır.

Vatandaş da o gerekçeyi bilmek ister. Mesele sadece cezaevinde yatan insan değil Bir de işin başka tarafı var. nCezaevinde bulunan kişinin arkasında bir aile var.

Eşi var. Çocuğu var.Annesi, babası var. Yıllardır yolunu gözleyen insanlar var. Elbette mağdurun hakkı korunacak.

Elbette suçun karşılığı olacak. Bunda kimsenin itirazı yok.

Ama devletin görevi sadece cezalandırmak değil; cezanın nasıl infaz edileceğine dair adil ve anlaşılır bir sistem kurmak.

Şimdi “Terörsüz Türkiye” için özel bir düzenleme hazırlanırken insanların kendi infaz durumlarını da sorması kadar doğal bir şey olabilir mi?

Bence olamaz. Bir dakika, yanlış anlaşılmasın…

Buradan “Terör suçluları serbest bırakılsın” gibi bir sonuç çıkarmak doğru değil.

Mesele o değil. Terörün sona ermesi Türkiye için büyük bir kazanımdır.

Bu ülkenin kırk yılı aşkın süredir taşıdığı ağır bir yükten kurtulması hepimizin temennisidir.

Ama büyük bir mesele çözülürken başka vatandaşların beklentileri de görmezden gelinmemeli.

Siyaset biraz da budur. Bir kesimin sevincini büyütürken diğer kesimin sorusunu küçümsememek…

Bir tarafın beklentisini karşılamaya çalışırken diğer tarafın “Peki ya ben?” demesine kulak vermek…

Ankara’ya düşen nedir? Bence çok basit. Millete açıkça anlatmak.

“Şu düzenlemeyi şu sebeple yapıyoruz.”

“Şu tarih şu nedenle esas alındı.”

“Şu suçlar şu nedenle kapsam dışında.”

“Şu kişiler şu şartlarla yararlanabilecek.”

Ne varsa açıkça söylensin.

Millet de kararını, yorumunu, itirazını ona göre yapsın.

Çünkü vatandaş artık kapalı kapılar ardında yapılan hesabı değil, açıkça anlatılan sistemi görmek istiyor.

Terörsüz Türkiye hedefinden kimse korkmasın.

Aksine, bu ülkenin yıllardır beklediği huzur için önemli bir fırsat olabilir.

Ama aynı anda şunu da söylemek lazım:

Terörsüz Türkiye diyorsak, infaz sistemini de toplumun vicdanında karşılığı olacak şekilde yeniden konuşmanın zamanı gelmiştir.

Kimse “herkese af” demiyor.

Kimse “suçun karşılığı olmasın” demiyor.

Sadece soruyor:

“Kardeşim, büyük meseleler için çözüm üretiyorsunuz. Bizim mesele ne olacak?”

Bu soruya da bir cevap vermek gerekiyor.

Çünkü bazen siyasetin en önemli sorusu, Meclis kürsüsünden değil, sokağın içinden gelir.

Ve bugün sokakta sorulan soru gayet açık:

“Terörsüz Türkiye tamam… Peki yıllardır infaz düzenlemesi bekleyenler ne olacak?”

Yorumlar (0)

Yazarlar

Gazete Manşetleri

google reklam

Hack Haber Crack Forum